Fotoğraf Nedir?
7/6/2008 ·
Fotoğraf, doğada mevcut gözle görülebilen
maddi varlık ve şekilleri, ışık ve bazı kimyasal maddeler yardımıyla
ışığa karşı duyarlı hale getirilmiş film, kağıt veya her hangi
bir madde üzerine saptayan fiziksel ve kimyasal bir işlemdir.
Kelime Yunanca ışık anlamına gelen "photos" ve yazı anlamına gelen
"graphes" kelimelerinden oluşmaktadır. Yani ışıkla yazmak anlamına
gelmektedir. Fotoğrafçılık uluslararası bir dildir ve modern hayatta
üçüncü bir göz vazifesi görür. Fotoğrafçılık bakmakla görmenin
ayrı ayrı şeyler olduğunu kanıtlar. Fotoğraf bugünkü gelişme devrinde
bir bilim ve diğer bilim kollarının da hiç şüphesiz ki en büyük
yardımcısıdır.

TARİHÇESİ
Fotoğrafçılığın başlangıç tarihi kesin olarak bilinmemektedir.
Fotoğraf tarihi karanlık kutu içinde görüntü elde etmenin tarihi
olduğu kadar, bu görüntüleri fotokimyasal yollarla saptamanın
da tarihidir.
Sekizinci yüzyılda Cabir İbni Hayyam adlı bir Arap'ın Gümüş Nitrat'ın güneş ışığı etkisiyle karardığını bulması ve 15. asırda büyük sanatçı Leonardo da Vinci'nin karanlık odada mevcut ufak bir deliğin dış dünyadaki görünümlerini aksettirmesi fotoğrafçılık tarihindeki önemli başlangıçlardır. Sanatçılar Rönesans devrinde karanlık kutuyu buldular. Böylece, ışığın girdiği ufak bir delik aracılığıyla karanlık kutunun öbür ucunda konunun ters çevrilmiş bir görüntü görebiliyordu. 18. yüzyılda karanlık kutunun bir ucuna mercek ve diğer ucuna da buzlu cam konularak görüntü kutunun dışında görülebilir hale getirildi.
Işığın kimyevi maddeler üzerindeki
etkisi ve gümüş tuzlarının görüntü sapma duyarlılığı 200 yıl önceden
biliniyordu. 1725 yılında, kireç ve gümüş nitrat sürülmüş bir
kağıt üzerine bir şekil konulup güneşe tutulduğunda kağıt üzerinde
bu şeklin bir görüntüsünün meydana geldiği görülmüştür. 19. yüzyılın
başında kağıt, gümüş nitrat çözeltisine batırılarak negatiflerin
elde edilmesi başarıldı. Fotoğrafçılığın ilk ve esaslı gelişmesi,
vernikle saydam hale getirilmiş olan kağıt üzerindeki bir görüntünün
kalay levha üzerine getirilmesidir. Daha sonra, Yuda Bitümü ile
kaplanmış kalay levha üzerine düşürülen bir görüntüde güneş ışığı
düşen yerlerin beyazlaştığı görülmüştür.
Niepce ile başlayan fotoğraf çalışmaları 1829 da Jacques Mande,
Daugerre ile birleşip 1837 de Daugerreotype'ı ortaya koymalarıyla
birden gelişim göstermeye başladı. Bu işlem gümüşle karıştırılmış
bakır bir levhanın sünger tozu ve zeytinyağı ile silindikten sonra
1/16 oranında su ve nitrik asit birleşiminde yıkanıp hafif bir
ateşte ısıtılmasını ve ikinci defa nitrik aside batırılmasını
gerektiriyordu. Böylece hazırlanan levha iyoda batırılıp makineye
yerleştiriliyor, ışık durumuna göre 5 ile 40 dakika poz veriliyordu.
Elde edilen görüntü 47.5ºC ısıdaki cıvayı kapsayan bir tepsinin
içine konulana kadar ortaya çıkmıyordu.
Aynı süreler içinde Henry Fox Talbot bir takım kimyasal maddelere batırılmış kağıtlar üzerinde görüntü elde etmeyi başardıysa da yavaş yavaş kararması ve görüntünün net olmaması nedeniyle kolayca unutuldu. Ancak Talbot'un bu buluşu için ilk defa "FOTOĞRAF" kelimesi kullanılmıştır. Bir süre sonra da negatiflerin pozitife çevrilmesi başarılmıştır. Böylece modern fotoğrafçılığın temeli atılmıştır.
Daha sonra fotoğraf kağıtları, yumurta akına batırılarak pürüzsüz bir yüzey elde edilmiştir. Ancak bu yöntem ayrıntıları ortaya çıkarmakta başarısız olmuştur. Yumurta akının iyotlaşması ise başarılı sonuç vermiştir. Bundan sonra ıslak levha yöntemi daha donra da kuru levha yöntemi bulunmuştur.
Bu tarihlerde bir fotoğraf çekebilmek için ulaşılabilmiş en büyük poz süresi 1/25 saniye idi.
1852 yılında George Eastman, Kodak makinelerinde 10 poz çekebilen bromür kaplı Jelatin rulolar bulunan Kodak fotoğraf makinelerini piyasaya sürerek çok büyük aletler taşıması gereken fotoğrafçıya kolay hareket imkanı sağladı. Fotoğraf çekildikten sonra makine fabrikaya gönderiliyor ve jelatin film kağıttan ayrıldıktan sonra bir cam üzerine yerleştiriliyor ve sonra yeniden makineye film doldurularak sahibine iade ediliyordu.
1870 de Hermann Vogel emülsiyonları muhtelif banyolara batırılarak duyarlılıklarını arttırma yolunu buldu. 1880 yılında kırmızıya karşı duyarlılığı çok sınırlı olan ortokomatik filmin yanında, pankromatik filmler ortaya çıktı. Fotoğraf 19. ve 20. asırda değişik astigmat merceklerin, selüloz asıllı filmlerin kullanılması, fotoğraf makinesi ve film sanayinde gelişmelerle günümüzdeki durumuna geldi.
Tacettin Teymur
Yorum (0) Yorum yaz! Arkadaşına Gönder!
0 yorum yazılmıştır