Fotoğrafçılığa Giriş
Camera Obscura ile başlayan fotoğrafçılık serüveni,özellikle
son dönemlerde teknolojiyide arkasına alarak hızla hayatımıza girdi.
Günümüzde fotoğraf makinası her insan için vaz geçilmez ürünlerden
biri olmuştur. Fotoğraf makinesi hayatımıza girdi girmesine de doğru
kullanıyormuyuz? duruma göre doğru fotoğraflar çekebiliyormuyuz? Biz
bu bölümde Temel fotoğrafçılık üzerine her seviyeden
kullanıcıya hitap edecek dökümanlara yer vermeye çalışacağız.
Uzunca bir süredir dökümanlarımın arasında duran 2000 yılında Orhan
Cem Çetin'in Kodak firması
için hazırladığı, gerçekten çok faydalı bilgilerin olduğu kitapçık
var. O dururken oturup benzer bir şeyler yazmak içimden gelmedi ve
Cem beydende gerekli izni aldıktan sonra sizlerle paylaşmak istedim,
başlamadan sayın Orhan Cem Çetin'e ve Kodak firmasına
sonsuz teşekkürler.
Ve Fotoğraf...
- Korkmayın! İnsanların çoğu, güzel fotoğrafları
yalnızca fotoğrafçıların çekebileceğini sanarak daha baştan kendilerini
safdışı bırakırlar. Oysa bir eğlencede güzel dans etmek için eğitimli
bir dansçı olmak gerekmediği gibi, etkileyici fotoğraflar çekmek için
de fotoğrafçı olmak gerekmez. Kendinizi başarılı fotoğraflar çekebileceğinize
inandırın. Bu kitapçığında yardımıyla haksız çıkmayacağınızı göreceksiniz.
- Fotoğraf makinenizi iyi tanıyın, iyi kullanın. Makineniz
ile birlikte gelen kullanım kılavuzunu başından sonuna kadar dikkatle
okuyun; makinenizin tüm özelliklerini öğrenin ve ilk makaralarınızda
tüm özelliklerini deneyin, sonuçlarını görün. Küçük bir ayrıntının
büyük bir fark yaratabileceğini unutmayın. İyi bir fotoğraf çekmenin
ön şartı, netlik ve ışık ayarını iyi yapmak, çekim sırasında makineyi
sarsmamaktır. Ayarların nasıl yapılacağını iyi öğrenin ve özellikle
ışığın zayıf olduğu durumlarda fotoğraf çekerken sarsıntıyı önlemek
için deklanşöre basarkan nefesinizi tutun; makinenizi gerekiyorsa
dengeli, sağlam bir yere koyun ya da üçayak kullanın. Işık
ayarlarını hatalı yaptığınızı nasıl anlayacaksınız? Çektiğiniz fotoğraf
çamurlu görünüyorsa, yani dalgalı kahverengi tonlu, silik ve kumlu
bir görünüşü varsa, ışık az gelmiştir. Tersine fotoğraf çok sert görünüyorsa,
yani açık tonlar beyazlaşmış, kontrast çok yükselmiş, ara tonlar yok
olmuşsa, ışık fazla gelmiş demektir. Işık ayarının iyi yapıldığı bir
fotoğrafta renkler doğru, tonların arasındaki geçiş yumuşaktır.
Doğru filmi seçin. Tüm dünyada insanların büyük bir
çoğunluğu renkli negatif film kullanmaktadır. Çünkü, renkli negatif
film daha ekonomiktir, baskı yaptırılması, çoğaltılması paylaşılması
kolaydır. Kişisel beğenilere bağlı olarak siyah-beyaz filmlerde
kullanılabilirler. Siyah-beyaz fotoğraflar daha çok sanatsal görünse
de banyo işlemi dahazordur. Çekilen fotoğraflar bir projeksiyon makinesi
ile perdeye yansıtılarak izlenmek isteniyorsa, diapozitif ya
da slayt film kullanılması gerekir. Ancak diapozitif film ile
hatasız fotoğraf çekmek biraz daha zordur. Film satın aldığınızda,
kutusunun üzerinde bazı değerler görürsünüz: ISO 100, ISO 400 gibi.
Bu değerler filmin hızı, yani ışığa duyarlılığı ile ilgilidir.
Eğer hiçbir tercih belirtmezseniz, satıcı size büyük olasılıkla ISO
100 değerinde, normal hızlı bir film verecektir. Ancak,
normal hızlı film bol ışıklı ortamlarda iyi sonuç verirken,
ışığın az olduğu ortamlarda, gece çekimlerinde, ve hareket dondurmak
istediğiniz (spor karşılaşmaları vb.) durumlarda yetersiz kalabilir.
Böyle durumlarda daha yüksek hızlı bir film kullanabilirsiniz.
Bu sayede daha karanlık ortamlarda fotoğraf çekebilir, hızlı
hareket eden insanların ilginç görüntülerini yakalayabilir, gece çekimlerinde
flaşla daha uzak mesafeleri aydınlatabilirsiniz. Yüksek hızlı
film kullanmanın tek sakıncası, fazla büyütülen fotoğraflarda, görüntüyü
oluşturan taneciklerin biraz kumlu görünmesidir. Ancak son
yıllarda film üretiminde meydana gelen teknolojik gelişmeler sayesinde
bu sorunda ortadan kalkmaktadır. Bu nedenle, sağladıkları avantajları
dikkate alarak genelde daha yüksek hızlı filmler önerilir (Örneğin Kodak
Gold Ultra / ISO 400).
Işığı iyi kullanın Işık, fotoğrafçının en önemli
malzemesidir. Fotoğraf makinenizi tanıdığınız kadar, ışığın nasıl
davrandığını da iyi bilmeniz gerekir. Işığın rengi ve aydınlatma
biçimi önemlidir. Piyasada satılan filmlerin büyük bölümü gün
ışığında kullanıldıklarında doğru renkler verecek biçimde üretilmişlerdir.
Ancak gün ışığının rengi hep aynı değildir. Sabah çok erken saatlerde
ve gün batımı yaklaştığında, günışığı renk değiştirir. Film
ışıktaki renk değişimlerine karşı gözlerimizden çok daha fazla duyarlıdır.
Bu nedenle, sabah çok erken saatlerde çekilen fotoğraflar mavi-mor,
gün batımı yaklaştığında çekilen fotoğraflar daha kırmızı tonlarda
çıkar. Aynı şekilde, ampul ışığı ile aydınlanmış mekanlar bize normal
görünse de, böyle yerde flaşsız çekilen fotoğraflar turuncu çıkar!
Bu ille de bir hata demek değildir. Işıktan dolayı fotoğrafta belli
bir rengin hakim olması, fotoğraflara özel bir duygu da katabilir.
Işığın konuya hiç bir engelle karşılaşmadan, doğrudan ulaşması (örneğin
bulutsuz bir gökyüzünde parlayan güneş ya da flaş ışığı), çok sert
gölgeler oluşturur. Konu üzerinde ışığı alan ve almayan bölümler
arasında çok büyük bir ton farkı olur. Buna yüksek kontrast adı
verilir. Işık kontrastının yüksek olması fotoğraflarda genellikle
çok dramatik bir sonuç verir. Dramatik etkiyi arttırmak için
gün ışığının geliş yönü ile dik açı oluşturarak fotoğraflar
çekebiliriz. Böylece konunun bir yanı aydınlık, diğer yanı gölge olacaktır.
Dramatik etkiyi azaltmak için ise, güneşi arkanıza alarak konunun
aydınlıkcephesini görüntüleyebilir, ayrıca fotoğraf makinanızda varsa, dolgu
flaşı özelliğini kullanabilirsiniz. Dolgu flaşı, gün ışığında
bulunmanıza karşın flaşın çakması ve sert gölgeleri yumuşatmasıdır.
- Flaşa dikkat !
Karanlık ortamlarda ise flaş, çok dikkatli kullanılması gereken bir
ışık kaynağıdır Objektifin görüş açısı ile aynı yönde ışık verdiğinden,
meydana gelen aydınlatma güçlü bir el fenerini karanlıkta bir insanın
yüzüne tututuğunuzda elde edeceğiniz aydınlatmanın neredeyse aynısıdır. Gölgeler
serttir. Herşey önden aydınlandığı için derinlik duygusu yoktur. İnsanlar,
nesneler hacimsiz görünürler. Karşınızda yansıtıcı bir yüzey varsa rahatsız
edici parlamalar oluşabilir. Ayrıca, insanların gözlerinde ünlü kırmızı
göz etkisi oluşabilir. Yakındaki nesneler çok aydınlık,
arkalardaki nesneler çok karanlıktır. Kısacası, flaş aslında
iyi bir ışık kaynağı değildir. O halde: Zorunlu kalmadıkça flaş
kullanmayın. Makinenizde kımızı göz önleme sistemi varsa, insan
fotoğrafları çekerken devreye sokun. Yoksa, çekimden hemen önce güçlü
bir ışık kaynağına bakmalarını sağlayın, ya da çekim sırasında objektife
baktırmayın. Flaşınızın etki uzaklıklarını makinenizin kullanım
kılavuzundan öğrenin ve daha uzakta yer alan konuları çekmeyin. Flaşın
etki uzaklığının kullandığınız filmin hızına bağlı olarak değiştiğine
dikkat edin. Daha uzaklarda yer alan konuları (örneğin kalabalık grupları)
görüntülemekte zorluk çekiyorsanız, daha yüksek hızlı bir film (örneğin Kodak
Gold Ultra/ ISO 400) kullanın.
-
Yaklaşın. Gereksiz
ayrıntıları çerçevenin dışında bırakın. Yalın, gözü yormayan, konusu
belirgin fotoğraflar çekin. Fotoğraf makinenizin netlik ayarının izin
verdiği kadar yaklaşın. İnsan fotoğrafları çektiğinizde, yüz ifadesine önem
verin. Özel bir kostüm ya da duruş yoksa, yakından çekeceğiniz bir
fotoğrafta yüz ifadesi daha belirgin olacaktır. Ancak fazla yakından
çekilen bazı portrelerde yüzdeki burun, çene, alın gibi bölümlerin
fazle büyük görünerek gülünçleçtiğini unutmayın. - Tüm Yüzeyi Değerlendirin. Foyoğrafı bir dikdörtgen
alan alan ile çektiğinizi hatırlayın. Sadece tam ortayı düşünmeyin.
Portre çekerken, ortaya kafayı değil, gözleri yerleştirabilirsiniz.
ALTIN NOKTA Fotoğrafçıların
kullandığı bir başka yöntem de, fotoğraftaki ana konuyu altın nokta adı
verilen özel bir konuma yerleştirmektir. Ana konunun tam ortada değil,
altın noktada yer aldığı fotoğraflar daha kolay algılanır ve
daha dinamik görünürler. Bunun için, fotoğrafı hayalinizde
eşit aralıklı iki yatay, iki de dikey çizgiyle kesin. Çizgilerin kesiştiği dört
ayrı noktanın herhangi birini altın nokta olarak kullanabilirsiniz.
Bu kural, özellikle boş bir alan içinde yer alan tek bir biçim,
örneğin açık denizde giden bir tekne, boş bir kumsalda yürüyen bir
insan gibi konular için geçerlidir. İki konu varsa, birbirinin çaprazında duran
iki altın noktaya yerleştirilebilir. Otomatik netlik ayarlı bir fotoğraf
makinesi kullanıyorsanız, ana konuyu merkezden uzaklaştırdığınızda netlik
ayarını kilitlemeyi unutmayın. Konuyu dikdörtgen çerçeveye yerleştirirken,
doğal çizgilerdende yararlanabilirsiniz. Özellikle fotoğrafı çaprazlama
kesen çizgiler bakışı sürükleyerek görüntünün içinde gezdirir.
Uzaklaşan tren rayları, kıvrılarak yükselen bir dağ yolu, gösteri
uçaklarının gökyüzünde çizdiği renkli çizgiler ilginç komposizyonlar
yaratır. - Farklı Açılar Deneyin. Fotoğraflarınızı sürekli yatay
ve ayakta durarak çekmek zorunda değilsiniz! Konuyu inceleyin.
Daha aşağıdan, daha yukarıdan, makineyi dikey ya da eğik tutarak çektiğinizde
sonuç nasıl olacak? Özellikle çocukları ve evcil hayvanları görüntülerken
onların hizasına inin ki yüzleri daha iyi görünsün! Makineyi dik tuttuğunuzda,
flaşın üstte kalmasına ve elinizle engellenmemesine dikkat
edin.
- Derinlik yaratın. İnsanların iki gözleri olmasının
nedeni, uzaklık yani üçüncü boyut duygusunun oluşmasıdır. Fotoğraf
makinesi ise tek gözlüdür. Fotoğraflara derinlik katabilmenin
yolu, bir birinin önünde/arkasında duran konular oluşturmak,
görüntüler arasında yakın-uzak ilişkisi kurmak, özelliklede ön
plana bir ağaç dalı, bahçe parmaklığı vb. unsurlar katmaktır.
- 10. Renk
Kullanın. Doğadaki tüm renkler, üç ana rengin, yani kırmızı,
yeşil ve mavinin farklı oranlarda bir araya gelmesiyle oluşur.
Bunu daha iyi anlamak için bir büyüteçle TV ya da bilgisayar ekranına
yakından bakmayı deneyin. Kırmızı, yeşil ve mavi renkleri aynı fotoğrafın
içinde belirgin alanlar halinde kullandığınızda ortaya bütünlük ve renk
zenginliği duygusu olan bir görüntü çıkar. Kırmızı, yeşil ve
mavinin birerde zıt rengi vardır: Sırasıla, turkuvaz,
mor ve sarı. Zıt renklerin birlikte kullanıldığı fotoğraflarda
çok çarpıcı sonuçlar elde edilir. Renklerin sıcak ve soğuk
diye ayırmakta mümkündür. Sarı ve kırmızı tonları sıcak renklerdir.
Çünkü ateşi çağrıştırırlar. Bu hakim olduğu fotoğraflar da
insanlara sıcaklığı, duygusallığı hatırlatır. Yeşil, mavi,
gri tonları soğuk renklerdir. Suyu, buzu, gökyüzünü çağrıştırırlar.
Bu renklerin hakim olduğu fotoğraflar insanlara serinlik, üşüme,
çaresizlik, yalnızlık duygularını verir. Ancak renk kullanımındada
aşırıya kaçmamalı, karmaşa yaratmaktan kaçınılmalıdır.
- İnsanları doğal hallerinde görüntülemeye çalışın. Fotoğraflarda poz
veren insanların sıkıcı ve yapay göründüklerini hatılayın. "Objektife
bakın, çekiyorum ," yerine, Siz bana aldırmayın, ben bir yandan
çekerim," demeyi deneyin. Bırakın insanlararalarında konuşsunlar,
şakalaşsınlar, işlerini yapsınlar. Görüntülediğiniz insanlar kadar bulundukları
mekan önemliyse, doğru açıyı bularak mekanı ve o kişinin mekanla
ilişkisini de gösterin. Tanımadığınız insanları görüntülerken önce
onlarla konuşun, yaptıkları işle ilgili sorular sorun. Bu hem sizi
hem de onları rahatlatacaktır.
- Hareket Dondurun Bol ışıklı ortamlarda, yüksek hızlı
bir film (örneğin ISO 400) ile birlikte sezgilerinizi de kullanarak,
hareket dondurun. Bu yolla, spor yapan, dans eden insanların asla
çıplak gözlerinizle göremeyeceğiniz çok ilginç, şaşırtıcı görüntülerini
elde edebilirsiniz. Hareket dondurmak için karanlık mekanlarda flaş
ışığı kullanabilirsiniz.
- Doku Araştırın. Kendisini tekrar ederek yüzeye yayılan
görüntülere doku adı verilir. Çevremizde çeşitli nesnelerin,
hatta canlıların oluşturduğu çok ilginç dokular yer almaktadır. Bu
tür dokuları tek başlarına görüntüleyebilir, ya da insan fotoğrafları
çekerken arka planda kullanabilirsiniz.
- Objektifinizi daha verimli kullanın. Fotoğraf makinenizin
objektifinin ya da objektiflerinin özelliklerini iyi öğrenin. Makinenizin
sabit ayarlı ve değiştirilemeyen bir objektifi varsa, bu büyük olasılıkla
geniş açılı bir objektiftir. Geniş açılı objektifin özelliği, aynı
noktadan bakıldığında, insan gözüne göre daha geniş bir alanı görüntüleyebilmesidir.
Böylece gerilemeye gerek kalmadan daha geniş bir alanı, daha fazla
kişiyi görüntülemiş olursunuz. Geniş açılı objektifle çekilen fotoğraflarda
mekanlar olduklarından daha geniş, nesneler olduklarından daha uzakta
görünürler. Ayrıca, derinlik duygusu da daha fazladır. Çünkü, yakında
bulunan nesneler çok büyük, uzaktakiler çok küçük görünür. Bu nedenle,
geniş açılı bir objektifle yakından çekilen portrelerde insanların
burunları büyüdüğü, kulakları küçüldüğü için komik görünürler! Eğer
objektifinizin zoom özelliği varsa, durduğunuz yerden görüntüyü yaklaştırıp
uzaklaştırabilirsiniz. Görüntünün yaklaşması teleobjektif, uzaklaşması
geniş açı konumuna karşılık gelir. Teleobjektifin tek özelliği görüntüyü
yaklaştırmak değildir. Perspektifte değişir. Geniş açı konumunun tersine,
teleobjektif konumunda derinlik duygusu azalır. Birbirinden uzakta
olan nesnelerin boyutlar birbirlerine yaklaşır ve daha yakyn gibi
görünürler. Portre çekimlerde, teleobjektif kullanıldığında daha iyi
sonuçlar elde edilir.
- Üşenmeyin. Tek bir kare çekip bırakmayın. Aynı konuyu
bir kaç kez farklı açılardan ve farklı anlayışlarla çekin. Unutmayın
ki, görüntülediğiniz an bir daha geri gelmeyecek. O yüzden, hakkını
verin. Profosyonellerinde böyle çalıştığını hatırlayın. Fotoğraf makinenizi
ve yedek filminizi yanınızdan ayırmayın. Karşınıza ne zaman neyin
çıkacağını asla bilemezsiniz. Raslantı sonucu çekilerek tarihe geçmiş
fotoğrafların sayısı hiç de az değildir.
- Fotoğraf Makinenize İyi Davranın. Onun hassas bir
cihaz olduğunu unutmayın. Walkmeninize nasıl davranıyorsanız onada
öyle davranın. Darbelerden, tozdan, nemden, yüksek sıcaklıktan koruyun.
Yaz tatillerinde fotoğraf makinenizin en büyük düşmanı kum ve tuzlu
sudur, unutmayın. Objektif kirlendiğinde sakın t-shirt'ünüzün kenarı
ile silmeyin! Özel objektif temizleme fırçası ve silikonlu kağıt kullanın.
Bu mümkün değilse, önce yumuşak, tüy bırakmayan bir kumaş parçasını
fırça gibi kullanarak, bastırmadan tozları alın. Daha sonra objektifin
yüzeyinde soluğunuzla bir buğu tabakası oluşturup aynı kumaşla silin.
Objektifi asla kuruyken silmeyin. Gözlük temizliği için üretilen ıslak
mendilleri asla kullanmayın, objektifinize zarar verebilir. Uzun süre
fotoğraf çekmeyecekseniz, pilleri makinenin içinde bırakmayın. Yolculuğa
çıkarken yedek pillerinizi yanınıza alın. Artık çok farklı pil standartları
oluştuğundan, gittiğiniz yerde hazırlıksız yakalanmayın. Kullanılmış
filmlerinizi bir an önce banyo ettirin. Banyo ettirene kadar da ambalajlarından
çıkan plastik tüplerin içinde, serin bir yerde saklayın.
|
|